<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Kadınların Özel Dünyası - KadınOnline</title>
	<atom:link href="http://blog.kadinonline.com?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.kadinonline.com</link>
	<description>Kadın - Güzellik - Cinsellik - Moda - Yemek</description>
	<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 17:56:59 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>2010 Makyaj Modası İhtişamlı ve Kusursuz !</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=42</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=42#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 09:34:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[
2010 Makyaj Modası İhtişamlı ve Kusursuz ! 
2010 yılında kadınları nasıl bir makyaj modası bekliyor ?
Hangi renkler moda nasıl makyaj trend olacak sezonun makyaj trendleri neler işte hepsini şimdi sizlerle paylaşıyorum.. Bakımı hiçbir kadın yaşı kaç olursa olsun elden bırakmamalı bayanlar ve bizde en azından makyajdaki modayı öğrenip sezona hazırlıklı girelim PG Beauty, her sezon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" src="http://www.kadinonline.com/images/news/2010_makyaj_modasi.jpg" alt="" width="200" height="140" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff1493;"><strong>2010 Makyaj Modası İhtişamlı ve Kusursuz ! </strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #800080;"><strong>2010 yılında kadınları nasıl bir makyaj modası bekliyor ?</strong></span></p>
<p>Hangi renkler moda nasıl makyaj trend olacak sezonun makyaj trendleri neler işte hepsini şimdi sizlerle paylaşıyorum.. Bakımı hiçbir kadın yaşı kaç olursa olsun elden bırakmamalı bayanlar ve bizde en azından makyajdaki modayı öğrenip sezona hazırlıklı girelim PG Beauty, her sezon yayınladığı trend raporunun 2009 Sonbahar / 2010 Kış sayısını yayınladı. Trend raporuna göre bu sezon, görkemli moda fikirleriyle dolup taşıyor. Doğal ve yapay, yeşil ve beton, sade ve ihtişamlı, duru ve karmaşık arasındaki gerginlik bir süredir dikkatlerden kaçmıyor ve modanın dört başkentine de bu çekişme hakim oluyor.<span id="more-42"></span></p>
<p>2009 Sonbahar/ 2010 Kış sezonu, küresel iki akımın çevresinde şekilleniyor. İlk akım olan Bio’logue, yükselen çevre bilincine gönderme yapıyor. Ekoloji ve yeşil hareketin bileşimi, daha sade bir hayatın özlemini duyan tasarımcıların çizgilerine yansıyor. İkinci küresel ruh hali ise “Intersexion” ifadesiyle tanımlanıyor ve farklı bir erkeksilik anlayışının ortaya çıkmasıyla, cinselliği güçle buluşturuyor. Ancak her ne kadar erkeksi olsa da bu akımda seksi bir çekicilik de ön plana çıkıyor…</p>
<p><span style="color: #ff1493;"><strong>2010 kış makyajı ihtişamlı</strong></span></p>
<p>Koyu renklerin egemen olduğu 2009 Sonbahar / Kış sezonunda, tüm renkler ve süslerin kullanıldığı makyaj odak noktası olacak. “Benim için bu sezonun en önemli temaları; dramatik ve ihtişamlı görünümler, klasiğe dönüş ve çekincesiz bir gösteriştir” diyen Max Factor Makyaj Uzmanı Pat McGrath, 2009 Sonbahar/ 2010 Kış defileleri için temel dört trend tasarlamış; işte bu trendler!</p>
<p><span style="color: #ff1493;"><strong>Alacakaranlık</strong></span></p>
<p>Dumanlı gözlerin modern bir yorumu olan ‘Alacakaranlık’, gözlere fazladan bir pırıltı da veriyor ve en iddialı görünümleri koyu sonbahar renkleriyle ortaya çıkarıyor. Simli ürünler, göz kapaklarına dikkatle uygulanıyor; farklı ve dikkat çekici etkiler ortaya çıkıyor. Farlar ve göz kalemleri, gözleri dumanlı bir görünüme kavuşturuyor. Parlatıcılar ve yağlar ise renkleri karıştırmak için ultra modern bir tarz sunuyor. Gözlerde ise gece mavisi, çikolata, siyah ve mor renkler hakim oluyor.</p>
<p><span style="color: #ff1493;"><strong>Kırmızılar Geçidi</strong></span></p>
<p>Bu sezon dudaklarda, ya bej renkte ya da kırmızı tonlarıyla iddialı bir görünüm yaratılıyor. Dudakların mükemmel birer yay gibi ortaya çıkmasını sağlayan büyüleyici renkler de dikkate değer. Soluk ten üzerine uygulanan kadifemsi vurgular, koyu renk dudaklarla tam bir tezat oluşturulurken mat dokulu şarap renkleriyle abartısız ve özgüvenli bir görünüm elde ediliyor. Oryantal esintili yüzlerin odak noktasını, mürdüm renkleri oluşturuyor. Dudaklar, boyama yoluyla küçültülerek ağzın yüzde kapladığı alan azaltılarak, görünümün porselen bebeğe benzemesi sağlanıyor.</p>
<p><span style="color: #ff1493;"><strong>Bejin Dönüşü</strong></span></p>
<p>Lüksün, kalitenin ve günümüzün daha sessiz sakin hayat tarzını ifade eden bej renk, abartısız bir özgüveni çağrıştırıyor. Gece kadar karanlık gözleri aydınlatan pembemsi bej dudaklar, parlaklığı ve dolgunluğuyla modern kadının en önemli baştan çıkarma silahı oluyor.</p>
<p><span style="color: #ff1493;"><strong>Kusursuz Cilt/Al Yanaklar</strong></span></p>
<p>Kusursuz cilt, bu sezonun dramatik ve ihtişamlı tarzının tuvalini oluşturuyor. Son derece temiz, sade bir makyajla tamamlanmış cilt karşımıza çıkyor. Kayısı, gül ve devetüyü renkli allıklar, yüze sağlıklı bir ışıltı verirken, özellikle alın, yanaklar ve burun kemiğine sürülen gölgeler, yüze nemli bir aydınlık katıyor. Allık, kırda yapılan uzun bir yürüyüşün yüze katacağı rengi oluşturmak için kullanılıyor. Ciltte en doğal renkler kullanarak, çok hafif dudak parlatıcısı uygulanarak kır hayatının en güzel örneği veriliyor. Cilt, aydınlık, sağlıklı, ışıltılı ve sportif görünüyor. Mükemmel yüz görünümünü elde etmek için yıllarca uğraşan kadınların olmak istedikleri tam da bu; doğal halleri gibi, ama daha güzel…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=42</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Bronzlaştırıcı Yağ Tarifi</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=40</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=40#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 20:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<category><![CDATA[bronz]]></category>

		<category><![CDATA[deniz]]></category>

		<category><![CDATA[güneş]]></category>

		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[
Doğal yollardan bronzlaşmak istiyorsanız işte size Dr.Ender Saraç‘tan etkili doğal bronzlaştırıcı güneş yağı tarifi..
Malzemeler
*4 ölçek kayısı yağı
*1 ölçek hindistancevizi yağı
*1 ölçek susam yağı
*1 ölçek havuç yağı

Hazırlanışı
Tüm yağları karıştırarak hızlı bir şekilde bronzlaşmanıza yardımcı olacak nemlendirici güneş yağı kreminizi oluşturabilirsiniz.
Dr. Ender Saraç‘tan sağlıklı bronzlaşmak isteyenler için öneriler:
Direkt güneşte kalınacaksa mutlaka koruyucu faktörlü krem kullanılmalı. Ama en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: red;"><strong><img style="vertical-align: middle;" src="http://i40.tinypic.com/11sl3c4.jpg" alt="" width="260" height="166" /></strong></span></h4>
<p><strong>Doğal yollardan bronzlaşmak istiyorsanız işte size Dr.Ender Saraç‘tan etkili doğal bronzlaştırıcı güneş yağı tarifi..</strong></p>
<p><strong>Malzemeler</strong><br />
*4 ölçek kayısı yağı<br />
*1 ölçek hindistancevizi yağı<br />
*1 ölçek susam yağı<br />
*1 ölçek havuç yağı<br />
<span id="more-40"></span><br />
<strong>Hazırlanışı</strong></p>
<p>Tüm yağları karıştırarak hızlı bir şekilde bronzlaşmanıza yardımcı olacak nemlendirici güneş yağı kreminizi oluşturabilirsiniz.</p>
<p><strong>Dr. Ender Saraç‘tan sağlıklı bronzlaşmak isteyenler için öneriler:</strong></p>
<p>Direkt güneşte kalınacaksa mutlaka koruyucu faktörlü krem kullanılmalı. Ama en iyisi direkt güneş altına çıkmak yerine gölgede yanmak.</p>
<p>Bronzlaşmak için en güzel doğal yol A vitamininin öncül maddesi olan Pletakaroten almak. Pletakaroten en bol bal kabağında, mandalinde, turuncu renkli kayısıda, havuçta ve kırmızı turuncu dolmalık biberde bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=40</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet Çay</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=39</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=39#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 21:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[bitki]]></category>

		<category><![CDATA[çay]]></category>

		<category><![CDATA[Diyet]]></category>

		<category><![CDATA[Rejim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[
Malzemeler
100 gr. mate
100 gr. biberiye
100 gr. funda
100 gr. yeşilçay
100 gr. kekik
Limon

Hazırlanışı
Her sabah 1 litre taze kaynamış ve ocaktan alınmış suya yeşil çay dan 2 tatlı kaşığı, diğer bitkilerden 1 tatlı kaşığı atılır ve 1 ince dilim limon eklenir.
7-8 dakika demlenir ve süzgeçten geçirilerek şişeye alınır.

Uygulanışı
Bu bir litre çayı aynı gün yemeklerden önce yani aç karnına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/articles/diyet_cay.jpg" alt="" width="240" height="180" /></p>
<p><strong>Malzemeler</strong><br />
100 gr. mate<br />
100 gr. biberiye<br />
100 gr. funda<br />
100 gr. yeşilçay<br />
100 gr. kekik<br />
Limon<br />
<strong><span id="more-39"></span><br />
Hazırlanışı</strong><br />
Her sabah 1 litre taze kaynamış ve ocaktan alınmış suya yeşil çay dan 2 tatlı kaşığı, diğer bitkilerden 1 tatlı kaşığı atılır ve 1 ince dilim limon eklenir.</p>
<p>7-8 dakika demlenir ve süzgeçten geçirilerek şişeye alınır.<br />
<strong><br />
Uygulanışı</strong><br />
Bu bir litre çayı aynı gün yemeklerden önce yani aç karnına tüketmek gerekiyor. Yani tek zahmeti her sabah 1 kez demlemek. Ama sakın aaaa sabah unuttum içmeyi, yanımada almadım işten dönünce evde içerim demeyin. Bu çayda önemli olan istikrarlı olmak yani zamanında çayı içmek. <em></p>
<p>Hadi bakalım çayı içip kurtulalım şu kilolardan <img src='http://blog.kadinonline.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Afiyet olsun&#8230;<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=39</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kışı Yatakta Geçirmemek İçin Uyarılar</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=38</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=38#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 22:58:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[
Kışı Yatakta Geçirmemek İçin Uyarılar
Havaların birdenbire soğumasıyla birlikte kış hastalıkları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Uzmanlar kışı yatakta geçirmemek için uyarılarda bulunuyor.Kış hastalıkları denilince akla ilk olarak bu mevsimde &#8220;iklimsel&#8221;, &#8220;sosyal&#8221; ve &#8220;fiziksel&#8221; değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan veya sıklığı artan hastalıklar gelmektedir.
Bu hastalıkların çoğunluğu &#8220;enfeksiyon&#8221;, yani &#8220;mikrobik&#8221; hastalıklar olup;

 
Kış aylarında havanın soğuması
Hava kirliliğinin artması
Toplu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img src="http://www.kadinonline.com/images/gripnezle.jpg" alt="" width="220" height="175" /></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong><span style="color: #ff0000;">Kışı Yatakta Geçirmemek İçin Uyarılar</span></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: left"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Havaların birdenbire soğumasıyla birlikte kış hastalıkları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Uzmanlar kışı yatakta geçirmemek için uyarılarda bulunuyor.</strong>Kış hastalıkları denilince akla ilk olarak bu mevsimde &#8220;iklimsel&#8221;, &#8220;sosyal&#8221; ve &#8220;fiziksel&#8221; değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan veya sıklığı artan hastalıklar gelmektedir.</p>
<p><span>Bu hastalıkların çoğunluğu &#8220;enfeksiyon&#8221;, yani &#8220;mikrobik&#8221; hastalıklar olup;</p>
<p></span></span></p>
<p> </p>
<li>Kış aylarında havanın soğuması</li>
<li>Hava kirliliğinin artması</li>
<li>Toplu ve sıkışık ortamlarda yaşanılması ve</li>
<li>Özellikle çocukların maruz kaldığı soğuk algınlığının sürekli bulaşması sonucunda hastalıkların oranı artmaktadır. <span id="more-38"></span>Vücuda etki eden değişiklikler sonucu enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlara eğilim artmakta; metabolizma kötü yönde etkilenip, mikroplar kolayca vücuda girmektedir. Vücut direncini kıran bu değişiklikler şöyle sıralanabilir:</li>
<li>Sıcak havalara göre fiziksel stresin daha fazla görülmesi</li>
<li>Soğuğa bağlı olarak cildin kuruması</li>
<li>Burun ve ağız içini döşeyen mukoza dokularının kuruması</li>
<li>Koruyucu mekanizmaların iyi çalışamaması</li>
<li>Beslenmede daha ağır ve sağlıksız besinlere yönelim</li>
<li>Hareketsizliğin artmasıSebepleri ve belirtileri itibari ile birbirine benzemekle birlikte; farklı özelliklere sahip olan kış hastalıklarının her birinin tedavisi farklı olup, önlem alınmadığı takdirde bu hastalıklardan bazıları ölümcül olabilmektedir.
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SOĞUK ALGILIĞI: </strong></span><br />
<em><strong>&#8220;Soğuk algınlığı deyip, geçmeyin!&#8221;</strong></em><br />
Soğuk algınlığı, farklı virüslerin neden olduğu; burun ve boğazda yerleşen hafif bir enfeksiyondur. Genellikle 1 haftayı bulan hastalığın süresi; çocuklarda, yaşlılarda ve başka rahatsızlığı olan kişilerde uzayabilir. Doktorlara başvuru nedenleri arasında ilk sırada yer alan soğuk algınlığı; erişkinlerde en sık eylül-mayıs ayları arasında ve yılda 2 ilâ 4 kez görülebilmektedir. Küçük çocuklarda görülme oranı ise yılda 6 ilâ 8 arasında olabilmektedir. Bulaşıcı olan hastalık, virüsü içeren damlacıkların teması yoluyla yayılmaktadır.</p>
<p><strong>Hastalığın belirtileri</strong></li>
<li>Burun akıntısı</li>
<li>Hapşırık</li>
<li>Tat ve koku alma duyularında azalma</li>
<li>Boğazda gıcık hissi</li>
<li>Öksürük</li>
<li>Bebeklerde ve çocuklarda sıklıkla ateş</li>
<li>Sigara kullananlarda yakınmalar<strong>Hastalığın tedavisi</strong><br />
Yakınmalara yönelik olarak planlanan hastalığın virüslere yok edici ilaç tedavisi yoktur. Antibiyotikler, soğuk algınlığına eklenen bakteriyel enfeksiyonların varlığında kullanılmaktadır. Tedavi sürecinde; kafein içeren kahve, çay veya kolalı içecekler ile alkol kullanımından kaçınılmalıdır. Çünkü kafein ve alkol istenilenin aksine, susuzluk yaratacaktır. Eğer sigara kullanılıyorsa, bırakılmalı ve sigara kullanılan ortamlardan uzak durulmalıdır. Yatak istirahati, hastalık süresinin kısaltılmasında etkili olmaktadır.</p>
<p><strong>Ağrı kesici ve ateş düşürücü</strong><br />
Ağrı yakınmasını kontrol etmekle birlikte; mide rahatsızlığını önleme ile astım ya da ülser hastalarını etkilememesi açısından tercih edilmektedir.</p>
<p><strong>Dekonjenstan ve antihistaminkler </strong><br />
Öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklığın giderilmesi amacıyla kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Hastalıktan korunma</strong></li>
<li>Özellikle hastalığın ilk birkaç günü, soğuk algınlığı olan kişilerden uzak durulmalıdır.</li>
<li>Soğuk algınlığı olan kişi ile teması sonrasında eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Hasta olan kişi eğer çocuk ise oyun sonrası, çocuğun oyuncakları da yıkanmalıdır.</li>
<li>Fark edilmeden alınmış olabilecek virüslerin bulaştırılmaması için parmaklar, burun ve gözlerden uzak tutulmalıdır.</li>
<li>Banyoda sağlıklı kişiler için ikinci bir havlu bulundurulmalıdır.</li>
<li>Sinüslerinizin kurumaması için yaşanılan ortamın nemine dikkat edilmelidir.</li>
<li>Soğuk algınlığından korunmaya yönelik henüz bir aşı geliştirilmemiştir. Yapılan çalışmalar, pek çok soğuk algınlığı tipi için tek bir aşı geliştirmeye yöneliktir.<em><strong>Eğer soğuk algınlığı var ise;</strong></em></li>
<li>Öksürme veya hapşırma sırasında ağız-burun mendil ile kapatılmalı ve ardından mendil çöpe atılarak, eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Astım veya kronik akciğer hastalığı gibi hastalığa duyarlı kişilerden uzak durulmalıdır.<strong>Hastalığın komplikasyonları</strong><br />
En sık görülen komplikasyonlar; sinüs enfeksiyonları ile devam eden öksürüktür. Eğer soğuk algınlığı yakınmalarında; çok şiddetli yüksek ateş, kulak ağrısı, şiddetlenen öksürük ile kronik akciğer hastalığında alevlenme gibi etkiler görülüyorsa, mutlaka doktora danışılmalıdır.</li>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=38</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çikolatayla Gelen Güzellik</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=37</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=37#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 09:59:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<category><![CDATA[çikolata]]></category>

		<category><![CDATA[güzellik]]></category>

		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>

		<category><![CDATA[maske]]></category>

		<category><![CDATA[şarap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[
Son zamanlara kadar aknelerden sorumlu çikolatanın, gün gelip de kozmetik ürünlerin içine gireceğini kim hayal edebilirdi ki?
Kakao taneleri Avrupa ile tanıştığı 16. yüzyıldan bu yana bazen göklere çıkarıldı, kimi zaman da yerden yere vuruldu. Ama giderek itibarı artmaya devam ediyor. Özellikle bitter çikolatalar, artık güçlü antioksidanlar olarak aklandılar. Hatta yeşil çay ve şarapla birlikte anılmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" src="http://www.kadinonline.com/images/ozelsayfa/cikolata_maskesi.jpg" alt="" width="300" height="250" /></p>
<p><strong>Son zamanlara kadar aknelerden sorumlu çikolatanın, gün gelip de kozmetik ürünlerin içine gireceğini kim hayal edebilirdi ki?</p>
<p></strong>Kakao taneleri Avrupa ile tanıştığı 16. yüzyıldan bu yana bazen göklere çıkarıldı, kimi zaman da yerden yere vuruldu. Ama giderek itibarı artmaya devam ediyor. Özellikle bitter çikolatalar, artık güçlü antioksidanlar olarak aklandılar. Hatta yeşil çay ve şarapla birlikte anılmaya başladılar.</p>
<p><span style="color: red;"><strong>ÇİKOLATA ŞARAP GİBİDİR</strong></span></p>
<p>İyi bir çikolata, nadide bir şaraba benzer. Yapılış süreçleri, koku ve renginin önemi, tadım törenleri, tanımlanışları şarabı çok andırır. Saf bir siyah çikolatada bol miktarda polifenoller, magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur. Gerçekten bazı araştırmalar kakaodaki antioksidanların kırmızı şarap ve yeşil çayla mukayese edilebilecek kadar güçlü olduğunu belirtiyorlar. <span id="more-37"></span></p>
<p>Şarapta da çikolatada da polifenoller bulunur. Polifenoller zararlı kolesterolü azaltmayı başaran güçlü antioksidanlardır. 40 gr. siyah çikolatada bulunan ortalama polifenol miktarı, 140 ml (bir kadeh kadar) kırmızı şaraptakine eşittir. Kleopatra’dan bu yana şarabın cilde ne kadar yararlı olduğu biliniyor. Ardından yeşil çay kozmetikleri yayıldı ve şimdi de sıra çikolata kremlerinde!</p>
<p><span style="color: red;"><strong>KAKAO YAĞI CİLDİ YUMUŞATIR </strong></span></p>
<p>Kakao yağı gerçekten iyi bir nemlendiricidir. Ciltteki en belirgin etkisi onu yumuşatması, ince kırışıklıkları düzeltmesidir. Kakaodaki zengin antioksidanlar büyük bir ihtimalle cilt proteinlerini besler. Bazı doktorlar kakao moleküllerinin cildin alt tabakasına geçemeyecek kadar büyük olduğunu söylüyorlar ve etkisinden kuşku duyuyorlar. Ama cildi yumuşattığı kesindir. Yıllar önce kakao yağını bronzlaşmak için kullanmıştım. O zamandan kendi deneyimimle bu etkisini tanıyorum.</p>
<p>Kozmetik dünyası bütün bunları tartışmaya ve araştırmaya devam ede dursun, biz çikolatayı cildimize sürmeyi deneyebiliriz. En azından cildimizi yumuşatır ve ruhumuzu okşar. SPA’larda tüm vücuda çikolata masajı yapılıyor..</p>
<p>Çikolata maskesi özellikle olgun ciltlerde harikalar yaratır. O güzel kokusunun aromaterapik etkisi de yanımıza kar kalır&#8230;</p>
<p><em><strong>Kakao Maskesi için malzemeler </strong></em></p>
<p>• Yarım bardak kakao<br />
• Bir çorba kaşığı süt kreması<br />
• Bir tatlı kaşığı bal</p>
<p>Bunlar temel malzemelerdir. İsterseniz içine yulaf unu, ezilmiş badem ve 1-2 damla da sızma zeytinyağı veya badem yağı ilave edebilirsiniz.</p>
<p>Diğer bir seçenek de bitter çikolatayı biraz zeytin yağı ile birlikte buharda eritip sürmektir..</p>
<p>Malzemeyi güzelce karıştırıp, sürülebilir bir kıvam elde edince, yüzünüze, boynunuza, dekoltenize hatta isterseniz tüm vücudunuza uygulayın. 15 dakika bekleyin, sonra da ılık su ile yıkayın. Cildinizin kadifemsi bir yumuşaklık kazanacağına emin olabilirsiniz..</p>
<p><span style="color: red;"><strong>SAF ÇİKOLATA BİR HAZİNEDİR</p>
<p></strong></span>İdeal bir çikolatanın rengi siyahtır, içindeki kakao oranı %50’yi geçer ve sadece kakao yağı ile yapılır. %70 veya daha fazla çikolataya rastlarsanız mutlaka tadına bakın. Tahmin edeceğiniz gibi, bu gerçek bitter çikolatadır. Ve korkmayın, bu çikolata sağlıklı bir gıdadır. Üstelik de nefistir!</p>
<p>▪ Saf siyah çikolatada bol miktarda polifenoller, magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur.</p>
<p>▪ Örneğin 100 gram siyah çikolatada 400 mg. Potasyum vardır. Günlük potasyum ihtiyacımızın 500-3000 mg. olduğunu hesaba katarsak, çikolatanın özellikle sporcular için neden bu kadar değerli bir gıda olduğunu anlarız.</p>
<p>▪ Magnezyuma gelince, günlük gereksinimimiz 350 mcg. kadardır. 100 gr. saf çikolatada ise 200 mcg. Magnezyum bulunur..</p>
<p><span style="color: red;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ÜRÜNLERE DİKKAT:</span></strong></span></p>
<p>Tabii bütün bunlar saf kakao, kakao yağı ve bir parça lesitin içeren siyah çikolata için geçerlidir. Raflarda gördüğümüz her çikolata paketi için aynı şeyleri söyleyemeyiz. ..</p>
<p>Gofretler, sütlü çikolatalar, çeşitli barlar, çikolata ile süslenmiş şekerlemelerden başka bir şey değildirler. Hele beyaz çikolata tam bir şeker ve yağ zehiridir. Hiç kakao içermez. Besin değeri sıfıra yakındır. Bazı karışık çikolatalarda tereyağı, hindistan cevizi ve palmiye yağlarının bulunması da olasıdır. Bunlar kolesterolü yükselten ve damar sertliğine yol açan zararlı yağlardır.</p>
<p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=37</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Karın Bölgesi Neden Yağlanır?</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=36</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=36#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 21:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[
Yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik ve insülin dengesizliği yağlı karnın sebebi.
Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanmalarının önemli bir sorun haline geldiği, nedenleri arasında ise yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik ve insülin dengesizliği bulunduğu belirtildi.

Kalça basen bölgesi yağlanmaları da sorun
Uzmanlar, son dönemlerde göbek bölgesi yağlanmalarının önemli bir sorun haline geldiğini belirterek “Nedenleri arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/news/karin_bolgesi.jpg" alt="" width="248" height="248" /></p>
<p><span style="color: maroon;"><strong>Yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik ve insülin dengesizliği yağlı karnın sebebi.</strong></span></p>
<p>Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanmalarının önemli bir sorun haline geldiği, nedenleri arasında ise yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik ve insülin dengesizliği bulunduğu belirtildi.<br />
<span id="more-36"></span><br />
<strong>Kalça basen bölgesi yağlanmaları da sorun</strong><br />
Uzmanlar, son dönemlerde göbek bölgesi yağlanmalarının önemli bir sorun haline geldiğini belirterek “Nedenleri arasında yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik ve insülin dengesizliği bulunuyor&#8221; dedi.</p>
<p>Uzmanlar, yaptığı açıklamada, son dönemlerde görülen göbek bölgesi yağlanmalarının kalça-basen bölgesi yağlanmalarından daha büyük bir sorun haline geldiğini belirtti. Uzmanlar, lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmaların zayıf kadınlarda dahi görülebildiğine dikkati çekerek “Nedenleri arasında ise yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik ve insülin dengesizliği geliyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yüksek karbonhidratta tetikliyor</strong><br />
Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesinin oldukça önemli olduğunu belirten Uzmanlar, “İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Korunmak için diyet şart!</strong><br />
Karın bölgesindeki yağlardan korunmak ve kurtulmak için diyet ve egzersizin önemine dikkati çeken Uzmanlar, “Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünler tercih edilebilir. Karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünleri tüketilebilir&#8221; dedi. Uzmanlar, ayrıca salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabileceğini ve öğün aralarında fındık ya da cevizin de tüketilebileceğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=36</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hoşgeldin 2009</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=34</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=34#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 22:58:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreginde hissedeceği,
hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği,
saglık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte
gecirmeniz dileğiyle&#8230;
 2009 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol
kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin!

KadinOnline Site Yönetimi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://i43.tinypic.com/dd0u54.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="color: #000080;"><strong><span id="more-34"></span>Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreginde hissedeceği,<br />
hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği,<br />
saglık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte<br />
gecirmeniz dileğiyle&#8230;</strong></span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="color: #000080;"> <strong>2009 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol<br />
kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin!</strong></span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong></strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="color: #000080;"><strong>KadinOnline Site Yönetimi</strong></span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=34</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Verilen Kiloyu Almamak İçin Ne Yapmalısınız?</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=31</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=31#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 22:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Diyet]]></category>

		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<category><![CDATA[kilo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[                                             
Kilo vermek ve verilen kiloyu geri almamak için düzenli egzersizin yararı bir kez daha teyit edildi.
ABD&#8217;deki Pittsburgh Üniversitesinde yapılan araştırma, yüzde 10 oranında kilo kaybının, haftanın beş günü, günde en az 55&#8242;er dakikalık egzersizle korunabileceğini gösterdi.
Kilonuzu nasıl korursunuz?
Sonuçları Archives of Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, aşırı kilolu 200 kadının durumu dört yıl süreyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                                             <img src="http://www.kadinonline.com/images/diyet_gorunum.jpg" alt="" width="200" height="140" /></p>
<p><strong>Kilo vermek ve verilen kiloyu geri almamak için düzenli egzersizin yararı bir kez daha teyit edildi.</strong></p>
<p>ABD&#8217;deki Pittsburgh Üniversitesinde yapılan araştırma, yüzde 10 oranında kilo kaybının, haftanın beş günü, günde en az 55&#8242;er dakikalık egzersizle korunabileceğini gösterdi.</p>
<p><span style="color: red;"><strong>Kilonuzu nasıl korursunuz?</strong></span><br />
Sonuçları Archives of Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, aşırı kilolu 200 kadının durumu dört yıl süreyle incelendi. Günde 1200 ila 1500 kalori almaları istenen kadınlara farklı egzersiz programları uygulandı. Tüm kadınlar, altı ay sonra yüzde 10 oranında kilo kaybetti, ancak çoğu bu kilo kaybını korumayı başaramadı. <span id="more-31"></span></p>
<p>Araştırmacılar, yüzde 10&#8242;luk kilo kaybını korumaya devam eden kadınların haftada ortalama 275 dakika egzersiz yaptıklarını belirledi. Metropolitan Üniversitesinde görevli Profesör Paul Gately, günde 30 dakika egzersiz yapmanın sağlık için faydalı olduğunu, kilo kaybetmek isteniyorsa daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu ve verilen kilonun korunması için bundan da fazlasının yapılması gerektiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=31</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kendinizle Barışık Mısınız? Değil Misiniz?</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=30</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=30#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 22:21:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<category><![CDATA[barışık]]></category>

		<category><![CDATA[kişilik]]></category>

		<category><![CDATA[test]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kadinonline.com/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[
Kendinizle Barışık Mısınız? Değil Misiniz?
Kendinize aşırı eleştirel bir gözle mi bakıyorsunuz? Yoksa küçük kusurlarınızla barışık mısınız? 
Testimizi çözerek kendinize bu konuda nasıl davrandığınızı görebilirsiniz.
SORULAR
1) Soru :Feci derecede grip olduğunuz bir Cumartesi sabahı ekmek almaya giderken arkadaşınıza rastlıyorsunuz. Ayaküstü konuşurken görünüşünüzle ilgili bir kompliman yapıyor. Ne düşünürsünüz? 
a - beni motive etmeye çalıştığını düşünürüm
b - benimle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img style="vertical-align: middle;" src="http://www.kadinonline.com/images/kadin_gunah.jpg" alt="" width="200" height="140" /></p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>Kendinizle Barışık Mısınız? Değil Misiniz?</strong></h4>
<p><strong>Kendinize aşırı eleştirel bir gözle mi bakıyorsunuz? Yoksa küçük kusurlarınızla barışık mısınız? </strong></p>
<p><em><strong>Testimizi çözerek kendinize bu konuda nasıl davrandığınızı görebilirsiniz.</strong></em></p>
<p><span style="color: red;"><strong><span style="text-decoration: underline;">SORULAR</span></strong></span></p>
<p><em><strong>1) Soru :Feci derecede grip olduğunuz bir Cumartesi sabahı ekmek almaya giderken arkadaşınıza rastlıyorsunuz. Ayaküstü konuşurken görünüşünüzle ilgili bir kompliman yapıyor. Ne düşünürsünüz? </strong></em></p>
<p>a - beni motive etmeye çalıştığını düşünürüm<br />
b - benimle alay ettiğini düşünürüm<br />
<span id="more-30"></span><br />
<em><strong>2) Soru :Arkadaşlarınızla birlikte hafta sonu bir yerlere gitmek istiyorsunuz. Bir arkadaşınız saunaya gitmeyi öneriyor. Bu durumda ne yaparsınız? </strong></em></p>
<p>a- süper bir fikir olduğunu düşünür, hemen hazırlıkla başlarım<br />
b- berbat bir fikir olduğunu düşünürüm ve gitmem tabii ki</p>
<p><em><strong>3) Soru :Güzel görünen insanların işlerinin daha kolay ve çabuk yürüdüğüne inanır mısınız?</strong></em></p>
<p>a- hayır<br />
b- evet</p>
<p><em><strong>4) Soru :Bir davette giymek için kıyafet arıyorsunuz ve bir sürü dükkana girip çıktınız bile. Ama hiçbir giydiğiniz üzerinizde doğru dürüst durmadı. Kendinizi nasıl hissedersiniz</strong></em>?</p>
<p>a- moralimi bozmam ve aramaya devam ederim<br />
b- yıkılırım</p>
<p><em><strong>5) Soru :Bir oturuşta beş güçlü ve beş zayıf yönünüzü sayabilir misiniz? </strong></em></p>
<p>a- hayır<br />
b- evet, kesinlikle</p>
<p><em><strong>6) Soru :Kişiliğinizle ilgili hangi tenkit sizi üzer?</strong></em></p>
<p>a- Zeki olmadığımı söylerlerse.<br />
b- Birisi zevk ve stil sahibi olmadığımı iddia ederse</p>
<p><span style="color: red;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>DEĞERLENDİRME</strong></span></span></p>
<p><strong>A Şıkkı Çoğunluktaysa </strong></p>
<p>Kendinizi olduğunuz gibi kabul ediyorsunuz. Mükemmel olmadığınızı biliyorsunuz. Küçük kusurlarınızı kişiliğinizin bir parçası olarak görmeyi öğrenmişsiniz ve zayıf yanlarınızla dalga geçebiliyorsunuz. İnsanların eleştirilerini dinliyor, bunların sizde güvensizlik yaratmasına izin vermemekle birlikte, doğru olduğunu düşündüğünüz eksikliklerinizi masaya yatırıp, kendinizi düzeltmekte de bir beis görmüyorsunuz. Bu şekilde hem insanlarla iyi anlaşıyor, hem de kendinizle ne kadar barışık olduğunuzu gösteriyorsunuz.</p>
<p><strong>B Şıkkı Çoğunluktaysa </strong></p>
<p>Siz kendinizi çok fazla eleştiriyor ve inceliyorsunuz. Bu yüzden küçük kusurlarınızı inanılmaz derecede büyük görüyorsunuz. Evet herkes zaman zaman özeleştiri yapmalıdır, ya da kendisi hakkında söylenenleri önemsemeli, hatalarıyla yüzleşmelidir ancak sizin biraz aşırıya kaçtığınızı söylemeliyiz. Kendinizi sürekli eleştirmek, başkalarıyla kıyaslamak yerine güçlü yönlerinize konsantre olmalı, size yapılan eleştirileri doğru kullanıp, eksik olduğunuzu düşündüğünüz noktaları geliştirmeye çalışmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=30</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Stresten Korunmak İçin&#8230;</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=29</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=29#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 17:16:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[
1) Dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı uygulayın.
2) Fazla kilonuz olduğunu düşünüyorsanız ki bu da sizin görüntünüzden ve giyim şeklinizden hoşnut olmamanıza yol açacağı için ayrıca hareket kapasitenizi sınırlayacağı için sizi strese sokacaktır. Bu konuda bir diyetisyene müracaat ederek yardım alın. Kesinlikle sizin vücut yapınıza uygun olmayan ve çok düşük kaloroli şok diyetler uygulamayın.

3) Beslenmenizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/news/kendine_sor.jpg" alt="" width="180" height="130" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>1)</strong> Dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı uygulayın.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>2)</strong> Fazla kilonuz olduğunu düşünüyorsanız ki bu da sizin görüntünüzden ve giyim şeklinizden hoşnut olmamanıza yol açacağı için ayrıca hareket kapasitenizi sınırlayacağı için sizi strese sokacaktır. Bu konuda bir diyetisyene müracaat ederek yardım alın. Kesinlikle sizin vücut yapınıza uygun olmayan ve çok düşük kaloroli şok diyetler uygulamayın.<br />
<span id="more-29"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>3)</strong> Beslenmenizde omega 3 ve omege 6 yağ asitleri açısından zengin balık, protein açısından zengin et ve süt ürünlerine, seratonin hormonu salgılanmasına yardımcı olan karbonhidratlara ve lifli gıdalara özellikle yer verin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>4)</strong> Hergün düzenli olarak 1,5 lt kadar su için ve özellikle stres altındayken terlemeden dolayı su kaybını ve ağız kuruluğunu önlemek için su için.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>5)</strong> Haftada 3 gün egzersiz yapın, en azından 1 saar kadar yürüyün. Özellikle açık havada yapılacak egzersizler stresle başa çıkmada etkili olan hormonların salgılanmasına yardımcı olur.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>6)</strong> Hergün çok geç saatlerde olmamak kaydı ile belirli bir saatte yatmayı ve sabahları belirli bir saatte kalkmayı alışkanlık haline getirin. Uykunuzu yeterince aldığınıza emin olun.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>7)</strong> Hatta daha kaliteli bir uyku için yatmadan önce ılık bir duş alın, sıcak bir bardak süt ya da bitki çayı için, rahatlatıcı müzik dinleyin ya da hoşunuza gidecek birşeyler okuyun. İşle ya da ertesi gün yapacaklarınız ile ilgili hiçbir şey düşünmeyin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>8 )</strong> Çok yoğun bir tempoda çalışıyorsanız, belirli aralıklarla mola verin, dik oturun, gözlerinizi kapatın 10 dk kadar zihninizi boşaltın, sevdiğiniz şeyleri ve olmak istediğiniz bir yeri hayal edin. Belirli aralıklarla iş yerinde dolaşın, yürüyün ya da merdiven inip çıkın bu kan dolaşımınızın harekete geçmesine yardımcı olacaktır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>9)</strong> Ne olursa olsun eve iş getirmeyin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>10)</strong> Eşinizi, sevdiklerinize, çocuklarınıza mutlaka zaman ayırın. Bu süreleri dolu dolu, kaliteli bir şekilde geçirin. Aile birliğinin korunmasına ve aile bağlarının güçlendirilmesine önem verin. Düzenli aralıklarla aile büyüklerinizi arayın ve ziyaret edin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>11)</strong> Gün içinde kendinize ve hobilerinize zaman ayırın. Bu kitap okumak ya da müzik dinlemek, yürüyüş yapmak, sevdiğiniz bir arkadaşınızla bir kafede oturup sohbet etmek de olabilir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>12)</strong> Evde ya da iş yerinde yapabileceğinizden fazla sorumluluk almayın.İşlerinizi daima aciliyet ve önem sırasına göre yapın kimse aynı anda her şeye birden yetişemez. Zamanınızı iyi kullanın gerek evde gerek iş yerinde günlük ve haftalık plan ve programlar yapmak size yardımcı olacaktır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>13)</strong> &#8220;Hayır&#8221; diyebilmeyi başarmalısınız. En yakınlarımız bile bazen içinde bulunduğumuz stresi ve koşturmacayı gözardı ederek çok talepkar ya da bencil olabilirler.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>14)</strong> Gerek evde gerek iş yerinde eğer ihtiyacınız varsa mutlaka yardım, destek isteyin. Siz bunu dile getirmedikçe insanların farketmesini beklemeyin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>15)</strong> Sizi zorlayan, samimiyetine inanmadığınız ve size keyif vermeyen kişilerle bir arada olmayın. Bu eskiden çok samimi olmanıza rağmen şimdi size hiçbir şey ifade etmeyen bir okul arkadaşınız bile olabilir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>16)</strong> İnsanların boş yere vaktinizi çalmasına izin vermeyin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>17)</strong> Sizin için stres kaynağı olan olaylara ya da öfkelendiren durumlara farklı açılardan bakmayı deneyin. Neden sonuç ilişkileri üzerinde düşünün. İnsan İlişkilerinde empati kurabilmeyi öğrenin. Unutmayın her zaman biz haklı olamayız.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>18)</strong> Stresiniz ve öfkeniz ile başa çıkmayı öğrenin. Acele karar vermeyin, nefes alma tekniklerini deneyerek sakinleşmeye çalışın, sonradan pişman olacağınız sözler sarf etmeyin. Gerekirse bir süre bulunduğunuz ortamı ter edin ve sakin kafa ile durumu yeniden değerlendirin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>19)</strong> İyimser olmayı, gülümsemeyi ve esprili olmayı ihmal etmeyin.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>20)</strong> Sıkıntılı anlarınızda başarılarınızı kendinize hatırlatın ve gelecek için neler yapmak istediğinizi liste yaparak planlayın.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>21)</strong> Unutmayın ki şu anda sizi çok üzen yada kızdıran bir olayı bir yıl sonra muhtemelen hatırlamıyor olacaksınız.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>22)</strong> Geçmişte olanlarla çok fazla uğraşmayın. Gelecek için planlar yapın ancak bunun için kafanızı çok yormayın. En önemlisi içinde bulunduğunuz anı yaşayın.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>23)</strong> Belirli aralıklarla tatile çıkın. Özellikle doğa ile içiçe olabilecek imkanlar yaratın.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>24)</strong> İnançlarınızı güçü tutun. Bu iç huzurunuz açısından önemlidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>25)</strong> İhtiyacı olanlara maddi, manevi yardım edin. Bu sizin kendi gözünüzdeki değerinizi arttıracaktır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>26)</strong> Her yolu denemenize rağmen stresiniz ile başa çıkamıyorsanız mutlaka bir uzman psikolog ya da psikiyatristten yardım alınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=29</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflamak İsteyenler Bu Haberi Mutlaka Okuyun!</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=28</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=28#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 00:14:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>huysuz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<category><![CDATA[Diyet]]></category>

		<category><![CDATA[Rejim]]></category>

		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[
Zayıflamak İsteyenler Bu Haberi Mutlaka Okuyun!
Beslenme Uzmanları, insanların birbirinden çok farklı olduğunu, aynı diyetin herkesi zayıflatmasının düşünülemeyeceğini söyledi. Zayıflamak isteyen kişi önce ne yapmalı?
Beslenme Uzmanları, yaptığı açıklamada, diyetin, kişinin kendisi için gerekli olan günlük besini alması anlamına geldiğini, aslında kısıtlı bir şeyi ifade etmediğini belirtti.
Diyeti insanların kilo vermek olarak algıladığını belirten Beslenme Uzmanları, oysa hasta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" src="http://www.kadinonline.com/images/news/erimeyen_gobek.jpg" alt="" width="190" height="140" /></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Zayıflamak İsteyenler Bu Haberi Mutlaka Okuyun!</span></strong></p>
<p><strong>Beslenme Uzmanları, insanların birbirinden çok farklı olduğunu, aynı diyetin herkesi zayıflatmasının düşünülemeyeceğini söyledi. Zayıflamak isteyen kişi önce ne yapmalı?</strong></p>
<p>Beslenme Uzmanları, yaptığı açıklamada, diyetin, kişinin kendisi için gerekli olan günlük besini alması anlamına geldiğini, aslında kısıtlı bir şeyi ifade etmediğini belirtti.</p>
<p>Diyeti insanların kilo vermek olarak algıladığını belirten Beslenme Uzmanları, oysa hasta olan ve kilo almak isteyen kişilerin de diyet yaptığına işaret ederek, diyette kişiye, gerekli olan besinlerin verildiğini ifade etti.<br />
<span id="more-28"></span></p>
<p>İnsanların rasgele diyet uygulamaması gerektiğini, en iyi diyetin en iyi beslenme şekli olduğunu dile getiren Beslenme Uzmanları, diyetin ne zaman, ne kadar, ne türde, nasıl hazırlandığının önemli olduğunu bildirdi.<br />
Çeşitli yerlerden alınan zayıflama diyetlerinin başkalarının kalıplarına göre düzenlenmiş diyet kaydeden Beslenme Uzmanları, şunları söyledi: ´´Onlara iyi geldiği için başkasına da öneriyorlar. Her diyet herkese iyi gelmez. Kısıtlama herkes için doğru değildir. İlaçlar bile herkese göre farklılık gösterir. Herkesin kilosu, boyu, cinsiyeti, yemek kültürü ve yaşadığı coğrafya aynı değildir. İnsanlar birbirinden çok farklıdır. Bu kadar farklılığın olduğu bir yerde aynı diyetin herkesi zayıflatacağı düşünülemez. Biz aç kalarak mı yoksa beden ve akıl sağlığımızı koruyarak mı zayıflamak istiyoruz, öncelikle bunu belirlememiz lazım. Akıl ve beden sağlığımızı korumamız için kendimize uyan zayıflama diyeti uygulamalıyız. Kendi başına zayıflama diyeti uygulanamaz. Böyle diyenler insanları dolandırıyor. Herkesin diyeti kendine göredir. İnsanı zayıflatabilecek mucizevi bir besin yoktur. Yok lahana, yok karpuz diyeti&#8230; Bunlar insanı zayıflatmaz. Doğru olan az ve sık, her türlü besini almaktır.´´<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><br />
-&#8221;Zayıflama Hevesi Hayatına Mal Olabilir&#8221;- </strong></span></p>
<p>Ayda 4 kilodan fazla kilo vermenin zararlı olduğuna dikkat çeken Beslenme Uzmanları, ´´Ciddi halsizlik, yorgunluk, derinleşmiş anemi, vitaminsizlik ortaya çıkar. Çünkü o dönemde vücut savunmasız bırakılıyor. Vücudun başına her şey gelebilir. Basit bir baş dönmesiyle yolda düşebilirsiniz ya da tansiyonun düşmesi sonucu önünüzden geçen arabayı göremeyebilirsiniz. Zayıflama hevesi hayatınıza mal olabilir´´ diye konuştu.</p>
<p>Beslenme Uzmanları, 12-21 yaş arasında çok kısıtlı zayıflama diyetlerin yapılmasının kişinin gelecekteki hayatı üzerinde ciddi tehlikeler oluşturabileceğini, ergenlik döneminde çok kısıtlı uygulanan diyetlerin gelişimi düşüreceğini, okuldaki başarıyı azaltacağını, öğrenme sürecini zayıflatacağını anlatarak, aç bir çocuktan iyi bir performansın beklenemeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Zayıflamak isteyen kişinin önce kendi davranışlarını gözden geçirmesi gerektiğini; tatlı, ekmek, dondurma, kuruyemiş gibi besinlere olan alışkanlığını, bağımlılığını bırakmak zorunda olduğuna işaret eden Beslenme Uzmanları, alışkanlığı ve bağımlılığı hayatından çıkarmayan kişinin diyetten sonra tekrar kilo alacağını kaydetti.</p>
<p>Zayıflamak isteyen kişinin alışkanlık ve bağımlılıklarından vazgeçtikten sonra bir hekim ile beslenme ve diyet uzmanı kontrolünde hazırlanan diyeti uygulaması gerektiğini bildiren Üelik, ´´hekim ile beslenme ve diyet uzmanı, o kişi için uygun olan diyeti belirler. Kişiye göre doğru olan diyeti bulurlar. Sağlıklı yaşayabilmemiz için uzun döneme yayılmış bir program yapılmalıdır. Bu programda insana olabildiği kadar az, sık ve çok çeşit uygulanır. Rasgele diyetleri insanlar kullanmamalıdır´´ dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=28</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Yastık Kılıfları Sihirli</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=27</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=27#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 12:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[
Kadınlar bu yastık kılıflarından vazgeçemeyecek. Çünkü bu kılıfların sihir gibi etkisi var.
İsrail&#8217;deki bir firma tarafından üretilen ve yüz çizgileri ile göz etrafındaki kırışıklıkları yok ettiği iddia edilen bakır oksitten yapılma yastık kılıflarının ABD&#8217;de büyük ilgi gördüğü belirtildi.

Merkezi İsrail&#8217;de olan &#8216;Cupron&#8217; isimli firma yaşlanmayı geciktirici kremler ve Botox&#8217;a alternatif olarak, yüz kırışıklıklarını azaltan yastık kılıfı geliştirdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/news/yastik_yaslanma_geciktiren.jpg" alt="" width="187" height="165" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kadınlar bu yastık kılıflarından vazgeçemeyecek. Çünkü bu kılıfların sihir gibi etkisi var.</strong></p>
<p style="text-align: left;">İsrail&#8217;deki bir firma tarafından üretilen ve yüz çizgileri ile göz etrafındaki kırışıklıkları yok ettiği iddia edilen bakır oksitten yapılma yastık kılıflarının ABD&#8217;de büyük ilgi gördüğü belirtildi.<br />
<span id="more-27"></span></p>
<p style="text-align: left;">Merkezi İsrail&#8217;de olan &#8216;Cupron&#8217; isimli firma yaşlanmayı geciktirici kremler ve Botox&#8217;a alternatif olarak, yüz kırışıklıklarını azaltan yastık kılıfı geliştirdi. ABD&#8217;de 10 binin üzerinde satan ve çok yakında İngiltere&#8217;de de 17 sterlinden satışa çıkacak olan yastık kılıflarını, kolajenin yaraları iyileştirme özelliğinden yola çıkarak ürettikleri belirten firma sahibi Jeffrey Gabbay, şöyle dedi:</p>
<p style="text-align: left;">&#8216;Kolajen oranı artırılmasının yaraları iyileştirmedeki yardımını gördükten sonra &#8216;Acaba bu kırışıklar üzerinde de aynı etki yapar mı?&#8217; diye merak ettik. Birkaç tane bakır oksidden örülmüş yastık üretip gördük ki bu yastıklar üzerinde birkaç gün yatıldığında yüz çizgileri yuMuşuyor. Bu şimdiye kadar görülmüş en muhteşem buluş.&#8217;</p>
<p style="text-align: left;">Testlerin bir dermotolog denetiminde, 4 hafta boyunca 57 gönüllü üzerinde yapıldığını anlatan Gabbay, kumaşın bütün kırışıklar üzerinde etkisi olduğunu ama en çok ince çizgileri gidermede başarılı olduğunu belirtti. Firma, yastık kılıfı ile birlikte aynı maddeden üretilmiş eldiven ve göz bantları da satıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Araştırmacılar yastık kılıfının etkisinin, ciltteki nemin, yüzdeki kolajen üretimini canlandıran yastık kılıfındaki bakır iyonları ortaya çıkarmasıyla gerçekleştiğine inandıklarını bildirdi.</p>
<p style="text-align: left;">Kemik, kıkırdak, eklem, lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan ptotein olan kolajen, yaş ilerledikçe azalarak cildin kırışmasına ya da çizgilerin oluşmasına neden oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=27</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik Konuşmanın Altın Kuralları</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=26</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=26#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 22:34:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[ 
Sonsuza kadar onun evlenme teklif etmesini bekleyecek değilsiniz herhalde! Bu konuyu nasıl açabileceğinize dair önerilerimizi dinlemeye ne dersiniz?
Erkek arkadaşınıza ilişkinizin geleceği konusunda gözdağı vermenin ilişkinizi bozacağı yaygın bir inanıştır, işin gerçeği, onun ihtiyacı da bu olabilir. &#8220;Uzun zamandır beraberseniz ve o, size, beklediğiniz soruyu sorup, ilişkinin bir adım ileriye gitmesini sağlamıyorsa, istediğinizi elde edebilmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"> <img src="http://www.kadinonline.com/images/news/evlilik_konusmanin_kurallari.jpg" alt="" width="198" height="150" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sonsuza kadar onun evlenme teklif etmesini bekleyecek değilsiniz herhalde! Bu konuyu nasıl açabileceğinize dair önerilerimizi dinlemeye ne dersiniz?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Erkek arkadaşınıza ilişkinizin geleceği konusunda gözdağı vermenin ilişkinizi bozacağı yaygın bir inanıştır, işin gerçeği, onun ihtiyacı da bu olabilir. &#8220;Uzun zamandır beraberseniz ve o, size, beklediğiniz soruyu sorup, ilişkinin bir adım ileriye gitmesini sağlamıyorsa, istediğinizi elde edebilmek için onunla ciddi bir konuşma yapmanız gerekebilir&#8221; diyor The Ultimate Compatibility Quiz (Mükemmel Uyum Testi) adlı kitabın yazarı ve İlişki uzmanı Dr. Krista Bloom. Çoğunuzun bildiği üzere, erkekler sonsuza kadar beraber olma düşüncesi karşısında çoğu zaman çekingen ve hatta korkak davranırlar. O yüzden, yapacağınız konuşmanın gerçekten çok hassas bir konuda olacağını bilmelisiniz.<br />
<span id="more-26"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Konuyu ne zaman açmalısınız?</strong><br />
Her çiftin ilişkisi farklı şekilde ilerler, o yüzden de, &#8220;şu kadar zaman sonra bu konuşmayı yapmanız gerekir&#8221; diye bir kural yoktur. Ancak dikkat etmeniz gereken bazı gizli kurallar vardır. Dört ya da beş aydır birlikteyseniz, nasıl bir yüzük istediğiniz hakkında konuşmanız çok yersiz olacaktır. Bu noktada, hâlâ birbirinizi tanıma aşamasında olduğunuzdan, böyle bir konuyu açmak onu korkutabilir. Öte yandan, bunu konuşmak için yıllarca beklemeniz de, hiç gerçekçi değildir. &#8220;Bir yıldır ciddi ve tek eşli bir ilişki yaşıyorsanız, onunla geleceğiniz hakkında konuşmanız mantıklı olabilir&#8221; diyor Bloom.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nasıl konuşabilirsiniz?<br />
</strong>Dikkatli olmazsanız, yapacağınız konuşma onun kendisini kapana kıstırılmış ve tehdit altında hissetmesine neden olabilir. Onu korkutmamak için, kararlı ancak sakin bir tutum içerisinde olmanız çok önemlidir.</p>
<p style="text-align: left;">Evlilik konusunun sık sık kafanızı oyaladığını fark ettiğiniz anda, onunla konuşup kendinizi rahatlatmanız en doğru yöntemdir. &#8220;Hisleriniz sizi esir alana kadar beklerseniz, ister istemez konuşurken sabırsızlığınızı belli eder ve onun sizi daha fazla dinlememesine neden olursunuz&#8221; diyor Finally! How To Stop Dating Losers Forever (İlişki Yaşamayı Bilmeyen Erkeklerden Kaçmanın Yöntemleri) adlı kitabın yazarı Dr. Anthony Riche. Kafanızda düğün çanları çalmaya başladığı zaman, sakin bir yemek ortamı gibi stresten uzak bir zamanda onunla konuşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">Konuşurken lafı dolandırmadan, direkt olmaya gayret edin. &#8220;Erkekler üstü kapalı sözleri anlamak konusunda çok başarılı değildirler. Ne istediğinizi açıkça söylemeniz, en iyi sonucu almanıza yardımcı olabilir&#8221; diyor Bloom. Onu kocanız olarak hayal ettiği nizi söyleyin ve onun da aklında böyle bir şey olup olmadığını bilmek istediğinizi anlatın. &#8220;Seninle beraber olmaktan çok mutluyum ve ilişkimizi bîr adım ileriye taşımak istiyorum. Sen de benim gibi düşünüyor musun?&#8221; diye sormayı deneyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ne zaman geri adım atmalısınız?</strong><br />
Ona konuyu açar açmaz size evlilik teklif etmesini ümit ediyor olabilirsiniz. Ancak şunu unutmayın ki, siz bu konuyu uzun zamandır düşünüyorsunuz ve enine boyuna kafanızda tartma fırsatınız oldu.</p>
<p style="text-align: left;">Öte yandan onun içinse henüz çok yeni bir konu. “Evlilik hakkında düşünmesi için ona birkaç hafta izin verin&#8221; diye öneriyor Riche. Bu konuyu tekrar konuşmak için kendi aranızda bir tarih belirleyebilirsiniz. Ancak o tarih gelene kadar konuyu bir daha hiç açmayın.</p>
<p style="text-align: left;">Sevgiliniz karar verdiğinde, sonrasında nasıl hareket edeceğiniz size kalmıştır. &#8220;Bir erkeğin size evlenme teklif etmesini sağlayabilirsiniz ama bunu ona zorla yaptıramazsınız. Eğer gerçekten hazır değilse, onu bekleme veya arkanızı dönüp gitme kararı için düşünme sırası sizde&#8221; diye ekliyor Bloom.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=26</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin En İyi 10 Tatlıcısı</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=25</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=25#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 21:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[
Önümüz Ramazan yani bir adıyla da Şeker Bayramı. Tatlı yiyip tatlı konuşmanın tam zamanı yani. Bayram tatlısı deyince aklınıza sadece baklava gelmesin. Şöbiyetten kadayıfa, cezeryeden şekerpareye, kuşgözünden sarı burmaya ve sütlü nuriyeye kadar uzanıyor tatlı çeşitleri.
Kaymakla, fındıkla, fıstıkla, cevizle süslenen bayram tatlıları herkesi baştan çıkarıyor. Jürinin seçtiği adresler, Türkiye’ye özgü tatlıları birer sanatçı ustalığıyla yapıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.kadinonline.com/images/news/turkiye_en_iyi_tatlicilari.jpg" alt="" width="220" height="154" /></p>
<p><strong>Önümüz Ramazan yani bir adıyla da Şeker Bayramı. Tatlı yiyip tatlı konuşmanın tam zamanı yani. Bayram tatlısı deyince aklınıza sadece baklava gelmesin. Şöbiyetten kadayıfa, cezeryeden şekerpareye, kuşgözünden sarı burmaya ve sütlü nuriyeye kadar uzanıyor tatlı çeşitleri.</strong></p>
<p>Kaymakla, fındıkla, fıstıkla, cevizle süslenen bayram tatlıları herkesi baştan çıkarıyor. Jürinin seçtiği adresler, Türkiye’ye özgü tatlıları birer sanatçı ustalığıyla yapıp yaşatanlar.<br />
<span id="more-25"></span></p>
<p><strong>EN İYİ 10</strong></p>
<p>1 ) İmam Çağdaş, Gaziantep</p>
<p>2 ) Güllüoğlu, Karaköy</p>
<p>3 ) Dondurmacı Halil, Mersin</p>
<p>4 ) Gönül Kardeşler, Adana</p>
<p>5 ) Yanyalı Fehmi, Kadıköy</p>
<p>6 ) Hacıbekir, Sirkeci</p>
<p>7 ) Sahan, İstanbul</p>
<p>8 ) Tatlıcı Köse, Adana</p>
<p>9 ) Hacıbaba, Ankara</p>
<p>10 ) Cemilzade Badem Ezmesi, Kadıköy<br />
<strong>İMAM ÇAĞDAŞ</strong></p>
<p>Sırrı Harran buğdayında</p>
<p>Lezzeti tam olgunlaşmadan toplanan antepfıstığıyla Harran ovasında yetişen sert buğdaydan üretilen unda saklı. 1887 yılından bu yana Gaziantep’te baklava üretimi yapan İmam Çağdaş’ın sahibi Burhan Çağdaş, &#8220;Bu unla yufka ince olur ve daha hızlı açılır. Hem de kolay kolay yırtılmaz. Boz fıstık hem daha yağlı ve lezzetlidir, hem de içi tam yeşil olur. Harran Ovası’nda beslenen keçi ve koyunların sütlerinden yapılan tereyağı hayvanların yediği otlar nedeniyle hoş kokar. Ayrıca asit oranı çok düşük olduğundan mideyi yakmaz&#8221; diyor.</p>
<p>İmam Çağdaş’ta normal baklava 28, özel ve kare baklava 35, şöbiyet, havuç dilimi 32, dolama, fıstık ezmesi 38, bülbül yuvası 40 YTL’den satılıyor. Eski Hal Uzun Çarşı No: 49 Şahinbey Gaziantep.</p>
<p>Tel: (342) 231 26 78<br />
<strong>GÜLLÜOĞLU</strong></p>
<p>Kaymaklı baklavası beğeniliyor</p>
<p>1949’da İstanbul Karaköy’de kurulan Güllüoğlu’nun fıstıklı, kaymaklı ve cevizli baklavaları en çok ilgi gören tatlılarından. Diyabetikler için yaptıkları baklava da çok tutuldu. Güllüoğlu, büyük miktarda sipariş olursa İstanbul dışına da gönderiyor. Karaköy Güllüoğlu’na şerbetinde süt olan sütlü nuriye tatlısı için gelenlerin sayısı da az değil. Özel fıstıklı kare baklavası, şöbiyet, dolama, fıstıklı dürüm, kuru ve kaymaklı baklavası da yenmeye değer.</p>
<p>Kaymaklı baklavanın kilosu 20, cevizli 25, fıstıklı 27 YTL. Eğer dükkanda yemek isterseniz 100 gram yani üç dilim tereyağlı baklava ve su için 2.5 YTL ödüyorsunuz.</p>
<p>Tel: (212) 249 96 80<br />
<strong>DONDURMACI HALİL</strong></p>
<p>Cezeryenin adresi</p>
<p>Mersin’in tatlılarından cezeryenin yarım asırlık adresi burası. Cevizli, fındıklı ve fıstıklı olarak hazırladığı yaprak, cevizli kelle cezerye ve cevizli atom cezerye çeşitleriyle rağbet görüyor. Rabia ve Hacı Halil Kürek kardeşlerin işlettiği Dondurmacı Halil’de kırmızı havuç, şeker ve baharatlarla hazırlanan cezerye, gözde bir bayram ikramı. Ayrıca hediyelik olarak da seviliyor. Cezeryenin hammaddesini sarı havuç oluşturuyor. Ayrıca özel kerebiç tatlısı da bu firmanın spesiyali.</p>
<p>Cezeryenin fıstıklısı 10 YTL, cevizli ve fındıklısı 9 YTL.<br />
Kiremithane Mahallesi Silifke Caddesi No:50 Mersin.<br />
Tel: (324) 231 17 91<br />
<strong>GÖNÜL KARDEŞLER</strong></p>
<p>Fıstıklı, sütlü halka tatlı</p>
<p>Remzi, Mahfus, Celal ve Nihat Erçelik kardeşlerin işlettiği Adana’daki Gönül Kardeşler, halka tatlıyı bayramlarda daha farklı bir lezzette sunabilmek için ununu sütle yoğurup, hamuruna çekilmiş antep-fıstığı ekledi. Çukurova, Konya ve Gaziantep yöresinin buğdayından yapılan unu karıştırarak akışkan hamuru kızgın ayçiçeği yağında kızartıp, sıcak tatlıyı soğuk şerbete batırarak tatlandırıyorlar. 40 yıllık tatlıcıda ayrıca klasik halka tatlı, cevizli karakuş tatlısı, cevizli taş kadayıf, tulumba, cevizli ve Antep fıstıklı baklava çeşitleri satılıyor.</p>
<p>Fıstıklı sütlü halka tatlının tanesi 1 YTL, kilosu 8 YTL. Baklava ve tel kadayıf 12 YTL. Adana’nın çeşitli semtlerinde şubeleri bulunuyor.</p>
<p>Tel: (322) 363 01 35<br />
<strong>YANYALI FEHMİ LOKANTASI</strong></p>
<p>Kurucusu sarayın başaşçısı</p>
<p>1919’da açılan lokanta, Osmanlı sarayının başaçısı Fehmi Bey tarafından kurulmuş. Şu anda üçüncü kuşak yönetimde. Tatlı bölümü iki yıl önce açılmasına rağmen ekmek kadayıfı, güllaç, zerde, yoğurt tatlısı ve şekerpare gibi Osmanlı tatlıları rağbet görüyor. Çok sevilen ekmek kadayıfının kilosu 19.5 YTL. Baklava çeşitleri de var. Bayramda arefe günü ve üçüncü gün açık olan lokantada sabah 09.00-10.30 arası alışveriş yapmak mümkün. Yıldız Kenter, Neco, Memet Ali Alabora, Çetin Altan, Ahmet Altan lokantanın müdavimlerinden. Yakın semtlerde oturanlar telefonla sipariş verebiliyor, uzaktakiler de büyük miktarda sipariş verdiklerinde bu imkandan yararlanabiliyor.</p>
<p>Tel: (216) 336 33 33<br />
<strong>ALİ MUHİDDİN HACI BEKİR</strong></p>
<p>Anıtlar Kurulu’ndan tescilli</p>
<p>Hacı Bekir tarafından 1777’de Bahçekapı’da açıldı. Anıtlar Kurulu tarafından tarihi &#8220;şekerci dükkanı&#8221; olarak tescil edilen dükkan bugün beşinci nesil tarafından idare ediliyor. Osmanlı Sarayı tarafından şekercibaşı olarak tanınan Bekir Efendi hacca gidince dükkanın adı da Hacı Bekir olmuş. Ali Muhiddin Hacı Bekir, Avrupa’da fuarlara gönderilmiş ve Türk lokumunu uluslararası çapta tanıtmış. Türkiye’yi ziyaret eden devlet adamları arasında, İngiltere kraliçesinden Fransa cumhurbaşkanına kadar Hacı Bekir’in ürününü tatmayan yok. 27 cins lokum satıyor.</p>
<p>En çok satılan ekstra fıstıklı çifte kavrulmuş lokumun kilosu 27 YTL. Fıstıklı, fındıklı, güllü, sakızlı, naneli ve Türk kahveli lokum da satılıyor.</p>
<p>Tel: (212) 522 06 66<br />
<strong>SAHAN</strong></p>
<p>Katmeriyle ünlü</p>
<p>1970 yılında İstanbul Caddebostan’da kurulan lokantanın 7 şubesi var. Katmeriyle ünlü. Özel bir hamurla ince açılan yufkadan fıstıklı ve kaymaklı yapılan katmerin porsiyonu 4 kişilik. Anadolu yakasının tamamına paket servisi yapılıyor. Bunun dışında kuru baklava, fıstıklı kadayıf, ayva tatlısı, incir tatlısı, ceviz ve meyve tatlısı ve sütlaç da satılıyor. Politikacılar, gazeteciler ve işadamları müdavimleri arasında. Haftanın yedi günü 11.30-23.30 arası açık. 60 kişilik çocuk restoranı ve çalışanlarına manikür, pedikür yaptırmasıyla ünlü lokantaya fıstık, kaymak ve yağ Gaziantep’den geliyor.</p>
<p>Tel: (216) 315 37 37<br />
<strong>TATLICI KÖSE</strong></p>
<p>Köşeleri olmayan baklava</p>
<p>Kuş gözü, tel kadayıf, prenses, dürüm, halka tatlı, taş kadayıf ve şekerpare çeşitleri beğeniliyor ama asıl baklavadaki spesiyali &#8220;Köse Özel&#8221;le öne çıkıyor. Baklavada yuvarlak tepsi köşesine gelen yerleri kimsenin satın almak istemediğini görünce Köse Özel’i icat etmişler. Mahmut Karahan’ın aklına her bir baklava dilimini ayrı ayrı hazırlamak gelmiş. Tek tek elde yapılan baklavayı Adanalılar da çok sevmiş.</p>
<p>Köse Özel baklavanın kilosu 14 YTL, kuş gözü 14 YTL, tel kadayıf 12 YTL, dürüm 14 YTL, şekerpare 10 YTL. Adana’nın çeşitli semtlerinde şubeleri var.</p>
<p>Tel: (322) 233 72 72<br />
<strong>HACIBABA</strong></p>
<p>Günde 1.5 ton baklava satıyor</p>
<p>Sahipleri Mehmet Ali, Abdullah ve Abdurrahman Baday kardeşler. 5 şubesi var ve uzmanlık alanı baklava. Günde 1.5 ton baklava satıyor. Cevizli baklavanın kilosu 21, fıstıklı baklavanın ise 24 YTL. Şöbiyet, sultan, sarı burma, tel kadayıf, fıstık ezmesi ve bülbül yuvası, üretilen diğer tatlı çeşitleri. Şöbiyet, sultan ve sarı burmanın kilosu 26 YTL. Şerbetin dökümü ve fırından çıkış zamanının iyi ayarlanması gerektiğini vurguluyorlar. Baklavanın yağını Şanlıurfa’dan, fıstığını Gaziantep’ten, cevizini ise Niksar’dan getirtiyor. Müşterileri arasında politikanın önemli isimleri de var. Merkez şubesi Konya Yolu’nda 6 bin metrekarelik 3 katlı bir binada.</p>
<p>Tel: (312) 284 06 06<br />
<strong>CEMİLZADE BADEM EZMESİ</strong></p>
<p>Sarayın şekercisi açtı</p>
<p>Dükkanı Osmanlı sarayının şekercisi udi Cemil Bey 1883’te açmış. Üçüncü nesil tarafından işletilen dükkanda tüm ürünleri Satvet Cemiloğlu bizzat kendisi yapıyor. Ustalar ise ezme ve pişirmeyi üstlenmiş. 4 çeşit ezme ve 5 çeşit lokum yapılıyor. Badem ve fıstık ezmesi, fıstıklı ve sakızlı lokum ve akide şekeri beğenilen ürünleri arasında.</p>
<p>Fıstık ezmesinin kilosu 60, badem ezmesi 58 YTL. Fıstıklı çifte kavrulmuş lokum 42, sakızlı lokum ise 24 YTL’den alınabiliyor. Her gün 09.30-20.00 arası açık. Selim İleri, Levent Kırca, Bülent Ersoy müdavimlerinden.</p>
<p>Tel: (216) 385 04 23</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=25</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ev Dekorunda Çiçekler</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=24</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=24#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2008 16:10:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[
Ev Dekorunda Çiçekler
Eve ruh katan çiçeklerinizi evinizin hangi bölümlerinde ve nasil kullanacaginizi bilmiyorsaniz bu fikirleri dikkate alin!
- Bir köseye atmis oldugunuz dededen kalma eskileri degerlendirin. Eski testiler, antika çaydanliklar, klasik semaverler hatta kirik toprak testiler çiçekler ile bulustugunda satin alamayacaginiz birer güzellik olusturabilirler.

- En güzel buldugunuz vazonuzu, eskimis küçük sandiginizi, kirildigi için kullanmadiginiz gümüs kabinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/ciceklievdekoru.jpg" alt="" width="188" height="127" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ev Dekorunda Çiçekler</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Eve ruh katan çiçeklerinizi evinizin hangi bölümlerinde ve nasil kullanacaginizi bilmiyorsaniz bu fikirleri dikkate alin!</strong></p>
<p style="text-align: left;">- Bir köseye atmis oldugunuz dededen kalma eskileri degerlendirin. Eski testiler, antika çaydanliklar, klasik semaverler hatta kirik toprak testiler çiçekler ile bulustugunda satin alamayacaginiz birer güzellik olusturabilirler.<br />
<span id="more-24"></span></p>
<p style="text-align: left;">- En güzel buldugunuz vazonuzu, eskimis küçük sandiginizi, kirildigi için kullanmadiginiz gümüs kabinizi ve benzeri görünüsü nostaljik bir anlam veren ama kullanilamayacak uygun kaplarinizi iyi anlastiginiz bir çiçekçiye götürün ve bunun içine bir aranjman düzenlemesini isteyin. Pek rastlanmayan bir davranis oldugu için çogu çiçekçi bu talebinize sasirabilir. Ancak farkli olani güzele çevirdiginiz için siz kazançli çikarsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Biraz hareket ekleyin. Gardenya veya gerbera gibi çiçeklerin sap kisimlarini çok kisa kesip kristal veya cam bir kase içinde yüzdürün. Yüzen tabakli küçük bir mum ilavesi ile çiçeginiz los bir isikta çok güzel görünecektir. Bunun için açik renkli, tercihan sari veya beyaz çiçekler seçerseniz mumunuzun etkileyiciligi daha fazla olacaktir.</p>
<p style="text-align: left;">- Misafirlerinize çiçekleriniz kokusu ve görüntüsü ile kapida karsilasin. Antrenize kapidan görünebilecek sekilde bir çiçekçiden alacaginiz simit çelengi asin. Üzerindeki çiçeklerin ömrü doldugunda bu çelenge aldiginiz taze çiçekleri ekleyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Evinizin uygun yerlerine aranjmanlar yerlestirin. Uygun yere uygun çiçekleri seçmelisiniz. Hediye olarak çiçek gönderecekseniz bile alicinin bunu nereye yerlestirecegini hesaba katmalisiniz. Örnegin romantik bir aksam yemegi için güzel bir kurdele ile bezenmis klasik bir gül aranjmani, lilyum veya leylak aranjmani seçebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">Arkadaslarinizla daha hareketli bir kutlama için antoryum veya gerbera içeren daha egzotik bir aranjman, ögle yemegi için bahar kokusunu tasiyan lale, iris veya benzeri parlak renkli çiçeklerden olusan bir aranjman seçmelisiniz. Hangi amaçla hangi çiçeklerin kullanilacagi konusunda çiçekçinizden fikir alabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Çesitlerin herbirinden birer buketi içerecek küçük vazolar Salonunuzun çesitli yerlerine yerlestirilebilir. Misafirleriniz ayrilirken güzel bir aksamin hatirasi olarak bunlari vazosu ile kendilerine sunmak gerçekten güzel birer hediye olabilir.</p>
<p style="text-align: left;">- Yatili misafirleriniz için komedin üzerine konulacak gonca çiçek vazosu onlari olumlu yönde sasirtacaktir. Tek bir çiçegin kullanilmasi bu konuda daha etkili olacaktir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=24</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gitsin Yazlıklar Gelsin Kışlıklar</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=21</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=21#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 15:16:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[
Sıcakların sonuna geldiğimiz şu günlerde yeni sezonun mağazalarda yerini almasıyla sonbahara merhaba dedik. Yazlıklarımızla vedalaşmadan önce bilmeniz gereken gardırop ipuçlarını paylaşıyoruz&#8230;

- Yazlık giysilerinizi kaldırmadan önce mutlaka yıkayın. Yoksa giysilerinizin üzerindeki kirler iyice müzminleşir ve bir dahaki yaza giysilerinizi çöpe atmak zorunda kalabilirsiniz.

- Giysileri kaldırmada en büyük kurtarıcılar hiç kuşkusuz ki hurçlar, kullanılmayan valizler, baza altları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/news/yazlik_kislik_elbise.JPG" alt="" width="200" height="151" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #000000;">Sıcakların sonuna geldiğimiz şu günlerde yeni sezonun mağazalarda yerini almasıyla sonbahara merhaba dedik. Yazlıklarımızla vedalaşmadan önce bilmeniz gereken gardırop ipuçlarını paylaşıyoruz&#8230;</span></strong></p>
<p style="text-align: left;">
- Yazlık giysilerinizi kaldırmadan önce mutlaka yıkayın. Yoksa giysilerinizin üzerindeki kirler iyice müzminleşir ve bir dahaki yaza giysilerinizi çöpe atmak zorunda kalabilirsiniz.<br />
<span id="more-21"></span></p>
<p style="text-align: left;">- Giysileri kaldırmada en büyük kurtarıcılar hiç kuşkusuz ki hurçlar, kullanılmayan valizler, baza altları, son zamanlarda dolap yerleştirmede sıkça kullanılan kutular ve vakumlu poşetler.</p>
<p style="text-align: left;">- Tercihiniz hurç veya valiz ise, bunları rutubetsiz bir ortama kaldırmalısınız.</p>
<p style="text-align: left;">- Bazaya koyarken de, giysilerinizin tozlanmamaları için hem bazanın içine hem de giysilerinizin üstüne örtü sermeniz gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">- Aradıklarınızı rahatça bulmak için yazlıklarınızı kaldırırken mutlaka bir plan yapmalısınız. Şortlarınızı eteklerinizi ayrı bir yere, bluzlarınızı gömleklerinizi ayrı bir yere yerleştirmelisiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Yazlıkları kaldırmanın özel bir püf noktası da, triko, keten, ipek ve açık renkli giysilerin asla plastik poşet içinde saklanmamasıdır. Çünkü bu narin kıyafetlerin renkleri poşet içinde sararabiliyor. Plastik poşet yerine kumaştan kılıfları tercih edebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Gardırobunuzda asarak saklamanız gereken (örneğin, gece kıyafeti gibi) giysilerinizi metal askılar yerine, içi doldurulmuş kumaş askılara asın. Böylece giysilerinizin üzerinde izler oluşmaz.</p>
<p style="text-align: left;">- Trikoların, sarkmaya müsait oldukları için asarak değil, katlayarak kaldırılmaları gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">- Yazlık iç çamaşırlarınızı ve çoraplarınızı ise file torbalar içinde saklamanız daha doğru olacaktır.</p>
<p style="text-align: left;">- O incecik topuklu ya da dümdüz havadar sandaletleriniz, terlikleriniz de kaldırılmayı bekleyenler arasında! Hepsini temizlendikten sonra topukluları bir yerde, düzleri başka bir yerde saklamalısınız. Bu sayede aradıklarınızı daha kolay bulabilirsiniz.<br />
- Hazır giysilerinizi elden geçirirken giymediklerinizi ya da eskidiğini düşündüklerinizi elemeye ne dersiniz? Böylece fazlalıkları ortadan kaldırmış olup, yenilere yer açabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Kot pantolonlar her mevsim giymekten vazgeçmediğimiz baş aktörlerdir. İnce kumaşlı kotlarınızın gardırobunuzda yer işgal etmemesi için onları da kaldırabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">- Aklınızda bulunsun: Yazlıklarınızı kaldırırken, kışlıklarınızı kaldırırken yaptığınız gibi, mutlaka güve kovucu ya da naftalin kullanın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=21</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Stokları Dibe Vurdu..</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=20</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=20#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 15:05:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[
Özellikle büyük kentlerde kan stokları dibe vurdu. Kan sorununu çözmek için kampanya başlatan Kızılay büyük camilerin önüne kan çadırı kuracak.
Türkiye genelinde kan ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalan kan merkezlerinin yöneticileri, ramazan ayının başlamasıyla birlikte kan ihtiyacının daha da artacağı konusunda uyarıyor. Normal şartlarda en az 3 bin ünite kan stoku olması gereken İstanbul Çapa Kan Merkezi&#8217;nde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/news/kan_alarmi.jpg" alt="" width="217" height="151" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Özellikle büyük kentlerde kan stokları dibe vurdu. Kan sorununu çözmek için kampanya başlatan Kızılay büyük camilerin önüne kan çadırı kuracak.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye genelinde kan ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalan kan merkezlerinin yöneticileri, ramazan ayının başlamasıyla birlikte kan ihtiyacının daha da artacağı konusunda uyarıyor. Normal şartlarda en az 3 bin ünite kan stoku olması gereken İstanbul Çapa Kan Merkezi&#8217;nde bugün 972 ünite kan var.</p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-20"></span></p>
<p style="text-align: left;">Ankara&#8217;daki kan bankasının stoklarında ise minimum bin ünite olması gerekirken, 381 ünite kan bulunuyor. İzmir&#8217;de de durum farklı değil. Kızılay Ege Bölgesi Kan Merkezi&#8217;nde en az bin ünite olması gereken stoklarda 482 ünite kan mevcut. Kızılay, ramazan ayında kan bağışı toplayabilmek için iftar sonrası da hizmet verecek. Çapa Kan Merkezi Müdürü Dr. Hüsnü Altunay, ramazan ayında bağışların yüzde 40 oranında düştüğünü, bu nedenle iftardan sonra da açık olduklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>&#8216;DİBE VURDU&#8217;</strong></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye genelinde kan bağışının yetersiz kaldığını ifade eden Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali ise yılda en az 1.5 milyon kişinin kan bağışında bulunması gerektiğini açıkladı. Geçen yıl yurt genelinde 600 bin kan bağışının yapıldığını belirten Küçükali, bu yıl yürüttükleri çalışmalarla bu rakamı 900 bine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Ramazan ayında kan bağışının yüzde 40 azaldığına dikkat çeken Küçükali, bu yıl aynı durumun yaşanmaması için büyük camilerin önüne kan bağışı araçları gönderileceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=20</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Oruç Tutacaklara Altın Öğütler !</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=19</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=19#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 16:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[
Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında oruç tutacaklara uyarılarda bulundu.
Bakanlık, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi amacıyla, günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğine işaret etti. Bakanlık, sahuru atlamanın yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını belirterek, bu durumun günün daha verimsiz geçmesine neden olacağını bildirdi.

Sağlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/news/oruc_ramazan_yemek.jpg" alt="" width="200" height="140" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında oruç tutacaklara uyarılarda bulundu.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bakanlık, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi amacıyla, günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğine işaret etti. Bakanlık, sahuru atlamanın yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını belirterek, bu durumun günün daha verimsiz geçmesine neden olacağını bildirdi.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-19"></span></p>
<p style="text-align: left;">Sağlık Bakanlığı, ramazan öncesinde oruç tutacaklar için altın uyarılarda bulundu. Bakanlık, ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirerek üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin arttığını bildirdi. Oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanmasının esas olması gerekliliğine işaret eden Sağlık Bakanlığı, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğini bildirdi.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>SAHURDA SADECE SU İÇEREK NİYETLENMEK VE GECE YATMADAN ÖNCE YEMEK YEMEK ZARARLI</strong></p>
<p style="text-align: left;">
Sağlık Bakanlığı, yapılan yanlışlardan birinin ise, sahurda sadece su içerek niyetlenmek veya gece yatmadan önce yemek yemek olduğunu kaydetti. Bakanlık oldukça zararlı olan bu tip beslenme tarzının yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını, bunun da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olduğunun unutulmamsı gerektiğine dikkati çekti. Sahur yemeğinin ağır yemeklerden oluşmaması gerektiğine de işaret eden Sağlık Bakanlığı’nın uyarısında, “Gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidirö denildi.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>İFTAR SOFRALARINDA İHTİYACIN 2-3 KAT FAZLASI BULUNUYOR</strong></p>
<p style="text-align: left;">
İftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluğun da zararlı olabileceğini bildiren Sağlık Bakanlığı, iftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabildiğini ve iftarda yapılan en büyük hatalardan birisinin de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmek olduğunu ifade etti. Beynin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verdiğini belirten Bakanlık, bu durumun ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırladığı yönünde uyarıda bulundu.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>RAMAZAN AYINDA REFLÜYE DİKKAT</strong></p>
<p style="text-align: left;">
Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında karılaşılan sağlık sorunlarına ilişkin de bilgi verdi. Bakanlık bu ayda en sık karşılaşılan sorunlardan birinin mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması olarak tanımlanan reflü olduğunu bildirdi. Tüm bu rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapan Sağlık Bakanlığı, oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak şeker hastalığı ve karaciğer yetmezliği gibi bazı hastalıklarda veya hamilelik gibi özel durumlarda olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık, kronik hastalığı olan kişilerin ise, mutlaka ilgili uzman hekime danışarak oruç tutmaları gerektiğini kaydetti.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>BAKANLIK’TAN ORUÇ TUTACAKLARA ALTIN ÖĞÜTLER</strong></p>
<p style="text-align: left;">
Sağlık Bakanlığı, oruç tutanlar için sağlıklı beslenme önerilerini ise şöyle sıraladı:</p>
<p style="text-align: left;">-Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-Oruç tutanların mutlaka sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.</p>
<p style="text-align: left;">-İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-Günde ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları içmeye özen gösterilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-Yemekleri hızlı yemekten kaçınmalı, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yenilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">-İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">-Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.</p>
<p style="text-align: left;">-Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=19</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Kokan Evim</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=18</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=18#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 14:14:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[
Evde huzur verici rahatlatıcı bir ortam yaratmak için hangi renk ve kokuları seçmelisiniz?
Size bazı hoş kokulu aromalar ve etkileri konusunda birkaç öneri&#8230; Aromaların vücudumuzdaki ruhsal ve fiziksel etkileri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle siz, vücudunuzun hangi kokuya ihtiyaç duyduğunu, size hangi aromaların iyi geldiğini deneyerek keşfetmelisiniz.

Rahatlama zamanı
Lavanta, rengi ve kokusu itibariyle dogal bir rahatlaticidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://www.kadinonline.com/images/guzel_kokan_evim.jpg" alt="" width="185" height="130" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Evde huzur verici rahatlatıcı bir ortam yaratmak için hangi renk ve kokuları seçmelisiniz?<br />
Size bazı hoş kokulu aromalar ve etkileri konusunda birkaç öneri&#8230; Aromaların vücudumuzdaki ruhsal ve fiziksel etkileri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle siz, vücudunuzun hangi kokuya ihtiyaç duyduğunu, size hangi aromaların iyi geldiğini deneyerek keşfetmelisiniz.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-18"></span><strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Rahatlama zamanı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Lavanta, rengi ve kokusu itibariyle dogal bir rahatlaticidir. Yatak odaniza koyacaginiz kurutulmus lavanta yapraklari, banyonuzda dusta kullanacaginiz lavanta yagi ve kremi ile hem bedeninizi hem de ruhunuzu rahatlatabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Havadar ev</strong></p>
<p style="text-align: left;">Evin girisine ya da koridora koyacaginiz vanilya aromasinin yayacagi koku evinizde ferahlik ve temizlik duygusunu yaratir. Oda spreyi ya da vanilya kokulu mumla da bu duyguyu yaratmaniz mümkün.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Romantizme hazır mısınız?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bastan çikarici bir aksam yemegi için masanizi gül yapraklari ile süsleyebilirsiniz. Büyük cam vazolarda kirmizi güller ve sandal agaci yapraklari dekorasyonunuzu tamamlayacaktir. Tarçin çubuklarini evin çesitli yerlerine asabilir ya da tarçin tohumlarini iple baglayarak ocaginiza asip isi sayesinde kokusunu tüm eve yayilmasini saglayabilirsiniz. Ya da tarçin kokulu tütsü kullanabilirsiniz. Unutmayin gül, tarçin ve sandal agaci kokulari dogal afrodizyaktir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Anında mutluluk</strong></p>
<p style="text-align: left;">Odanizi turunçgillerin kokusuyla ferahlatabilir tüm evinize canlilik katabilirsiniz. Çünkü turunçgiller ilik iklimlerde yetisir ve yaz sicagini hatirlatir. Onlarin kokulari ve renkleri mutluluk verir. Bir kaba portakal, limon ve bergamot kabugu soyup ve kabi yanan bir mumun yanina koyun. Bu koku sizi çok rahatlatacak.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Odaklanın</strong></p>
<p style="text-align: left;">Eski Yunanlilara göre biberiye çiçeginden yapilan taç giyilirse insanin konsantre olma gücü artarmis. Ders çalisirken ya da bir ise konsantre olmaniz gerekirken biberiye ya da okaliptüs çiçegi kokusunu yaninizdan eksik etmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=18</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Odasi Düzenlemenin Incelikleri</title>
		<link>http://blog.kadinonline.com/?p=17</link>
		<comments>http://blog.kadinonline.com/?p=17#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 21:03:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadinonline]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinonline.com/blog/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[
Dogacak bebeginizin odasini hazirlamak bir anne-baba için en zevkli istir. Aylar öncesinden baslayan hazirliklar, son aylara dogru daha da hizlanir ve bebeginiz için en iyisinin hangisi olduguna karar vermek sizin için daha da zor bir hal alir.
Oysa bebeginizin odasini hazirlarken dikkat etmeniz gereken unsurlari bilirseniz isiniz biraz daha kolaylasir. Bunun için profesyonel olarak bu isi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><img src="http://www.kadinonline.com/images/bebekodasi.jpg" alt="" width="200" height="143" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Dogacak bebeginizin odasini hazirlamak bir anne-baba için en zevkli istir. Aylar öncesinden baslayan hazirliklar, son aylara dogru daha da hizlanir ve bebeginiz için en iyisinin hangisi olduguna karar vermek sizin için daha da zor bir hal alir.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Oysa bebeginizin odasini hazirlarken dikkat etmeniz gereken unsurlari bilirseniz isiniz biraz daha kolaylasir. Bunun için profesyonel olarak bu isi yapan firmalarla görüsebileceginiz gibi, daha önceden ebeveyn olmanin keyfini yasamis bir arkadasiniz veya aile dostunuzun da fikirlerini alabilirsiniz.<br />
<span id="more-17"></span> </p>
<p style="text-align: left;">Elbette her anne baba için bebegi her seyin en iyisini hak ediyor. Ancak sizin de diger harcamalarinizi da düsünerek bebeginizin odasi için ayirdiginiz bir bütçeniz var ve bu bütçeyi asmamaniz gerekiyor. Piyasadaki çesit çesit bebek odalari ve aksesuarlar arasindan seçim yapmanizin -hele ki sinirli bir bütçeyle- kolay olmayacagini bastan kabullenin. Iste bebeginizin odasini hazirlarken size yardimci olabilecek küçük bir rehber…</p>
<p style="text-align: left;">* Rahatlik ve emniyet bir bebegin odasinda olmasi gereken en önemli iki özelliktir.</p>
<p style="text-align: left;">* Bebeginiz için seçtiginiz oda çok önemli. Uzmanlara göre ideal bir bebek odasinin 12-15 metrekare ve en az bir penceresinin olmasi gerektigini belirtiyorlar. Çünkü içeri günes girmeyen, hava degisimi olmayan bir oda bebeginizin sagligi için uygun degil.</p>
<p style="text-align: left;">* Esyaya bogulmus bir odada, bebegin görüs, hareket ve oyun alani kisitlanir. Bol dantelli, firfirli, fiyonklu örtüler, sepetler sik ve gösterisli görünmesine ragmen kivrimlar arasinda toz olusacagi ve sinek, böcek saklanabilecegi için tercih edilmemelidir. Kolay yikanip ütülenebilen nevresim takimlari seçmek yerinde olacaktir.</p>
<p style="text-align: left;">* Bebeginizin odasina hali koymamaya özen gösterin. Çünkü hali odadaki nemi emdigi için alerjik bünyeli bebekler için nefes almayi güçlestirebiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">* Odayi boyamaniz gerekiyorsa yagli boya yerine çabuk kuruyan, koku birakmayan ve bakteri barindirmayan su bazli boyalari tercih edin. Pastel renklerin aksine kontrast yapan canli tonlar bebegin daha çok ilgisini çeker. Eger duvarlar pastel tonda ise, canli renklerdeki posterler ve bordürler odayi neseli hale getirebilir.</p>
<p style="text-align: left;">* Odanin perdelerinin bebegin çok erken saatlerde gün isigi yüzünden uyanmamasi için yeteri kadar kalin olmasina özen gösterin.</p>
<p style="text-align: left;">* Bebegin odasindaki mobilyalarin agaçtan yapilmis olmasi saglikli bir seçimdir. Fakat toksik olmayan boyalarin kullanildigi mobilyalari tercih etmelisiniz. Mobilyalarda sivri çikintilar da olmamalidir. Mobilya alirken boyutlarinin bebege büyüdügünde oyun alani birakacak sekilde olmasina dikkat etmelisiniz.</p>
<p style="text-align: left;">* Bebek odasina en güvenli isiklandirma tavandan yapilir. Kolayca kordonlari çekilecek ve devrilecek abajurlar tehlike yaratir. Isigi ayarlanabilir bir dügme ile bebeginizi çok parlak isiktan koruyabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">* Karyola alirken; keskin, sivri kenarli olmamasina, yatagin kenarlarinin bebeginiz büyüdügünde yataktan atlamayacak kadar yüksek (en az 60 cm.), korkuluklardaki çubuklarin araliklarinin, bebegin kolu veya bacaginin sikismamasi için 2.5 cm’den dar, bacaklarini disari sarkitmamasi için 6 cm’den genis olmamasina dikkat etmelisiniz.</p>
<p style="text-align: left;">* Bebeginizin aglama seslerini duyabilmek için odasina bebek telsizi koyabilirsiniz. Özellikle geceleri çok isinize yarayacaktir.</p>
<p style="text-align: left;">* Bebek yorgani çok agir olmamalidir. Daha önceden kullanilmis yorganlari tercih etmeyin. Ayrica makine de yikanabilir olmasi, temizlik açisindan avantaj saglar.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bebeginizin odasini sadece uyuyacagi degil ayni zamanda günlük diger aktivelerini geçirecegi bir yer oldugunu kabul edin ve evinizin genis ve uygun bir odasini bebeginiz için hazirlayin. Gereksiz lüks düzenlemelerden kaçinacaginiz sade ve ferah bir oda bebeginizin daha rahat etmesini saglayacaktir.<br />
</strong> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kadinonline.com/?feed=rss2&amp;p=17</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
